Ana Sayfa > Site Yazarları

YUNUS TÜRKÖLMEZ - yunisturkolmez@gmail.com
ÖLÜLERİMİZİ YAKACAĞIZ, YARALILARIMIZI TEDAVİ EDECEĞİZ 3
07 Eylül 2018 - 412 okunma

ÖLÜLERİMİZİ YAKACAĞIZ, YARALILARIMIZI TEDAVİ EDECEĞİZ 3


Yazımızın ikinci bölümünde düşünürlerin de yücelik kavramını, kaderciliği sorgulamaya başladığını, tanrının iyi olduğu ve her şeye karşın insanları hep sevdiği düşüncesinde çatlaklar oluştuğundan bahsederek, depremleri ‘tanrının insanları cezalandırması’ olarak gören görüş ve anlayışlara karşı sert bir tepki doğduğunu söylemiştik. Ve yazımızı Voltaire’nin konuya ilişkin yazdığı şiirinden kısa bir alıntıyla bitirmiştik. (1)

Tartışmaya sürekli Voltaire’e laf yetiştiren Fransız filozofu Jean Jacques Rousseau da katılır ve Voltaire’e bir mektup yazarak şunu söyler: 
“Tanrı’nın iyiliğine inanmak gerek. İnsanın çektiği acılar, kendi hatalarının neticesidir.” 
Jean Jacques Rousseau daha da ileri giderek şunu söyler: "Yaşadığımız acıların nedeni sadece jeolojik değildir. İnsanları deprem değil, yoksulluk öldürüyor". 
Çünkü depremde ölenler sadece yoksullardı. Varlıklıların binalarına bir şey olmadığına, onların canı daha iyi korunduğuna, tedavileri daha çabuk yapıldığına, buna karşın depremin gazabı sadece yıkık dökük evlerde perişan yaşayanları vurduğuna göre acıların nedeni başka bir şey olmalıydı.

O "başka şey" ise, insanlar arasındaki eşitsizlikti. Jean Jacques Rousseau’ya göre sebep gibi çare de, ne teolojide ne jeolojideydi. Sebep de çare de "Sosyoloji"de aranmalıydı. 
İşte böyle ortaya çıkar Jean-Jacques Rousseau’nun ‘’İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma’’ adlı eseri. (2)

Rousseau bu kitabında insanlar arasındaki eşitsizliğin doğal bir olgu olup olmadığını, uygarlaşmanın bir insan topluluğu için zorunlu olup olmadığını sorgulamakta ve doğuştan edindiğimiz zekâ ve beden eşitsizliğinin ötesinde, sonradan edindiğimiz eşitsizlikleri de tartışmaya açmaktadır.

Rousseau’ya göre insanlık altın çağını yerleşik düzene geçmesiyle, toprak ve madenleri işlemesini öğrenmesiyle yitirmiştir. Ona göre uygarlık alanında atılan her adım, eşitsizlik alanında atılan bir adımdır ve uygarlığın gelişmesine paralel olarak mülkiyet anlayışı da değişmiştir. 
Mülkiyet anlayışının değişimi ise insanların doğal durumdan kopmasına neden olmuştur ve neticesinde eşitsizlik daha da artmıştır.(3)

Voltaire de bu kitabı okuduktan sonra Rousseau ile olan mutat atışmalarının bir parçası olarak Rousseau’ya yolladığı mektubunda kitapla ilgili olarak şu ifadeleri kullanır: 
‘’Bizi yeniden hayvan yapmayı istemek için bunca zekâ şimdiye kadar hiç kullanılmamıştı; eserinizi okuyup bitirince insanın içinden dört ayak üzerinde yürümek isteği geliyor.’’

Avrupa’da düşünce ve felsefe dünyasında bu tartışmalar devam ederken öte yandan Portekiz İmparatorluğu giderek zor günler geçireceği bir döneme girmiştir. Yaşanan bu trajedi ülkede politik tansiyonun yükselmesine, ekonominin çökmesine ve zaten gerileyen koloni imparatorluğunun büyük ölçüde yıkılmasına ve belki de her şeyden önemlisi, dini ve ahlaki değerlerin sorgulanmasına yol açmıştır.

Kimilerine sorarsanız da depremin ardından Portekiz hükümeti kapsamlı bir yardım operasyonu düzenlediği için bu aynı zamanda 'modern çağın ilk afeti’ olmuştur. Ve yine felsefe, teoloji ve doğa bilimleri konusunda da bir dönüm noktası olmuştur. Depremin oluşu, yer kabuğunun hareketlerinin incelemesi için ilk ciddi girişimlerin başlamasına da sebep olmuştur.

Deprem; Avrupa’nın düşünce dünyasında bu tür gelişmelere sebep olurken bizde yani Osmanlı’da neler oluyordu sizce? Başta 2. Bayezid döneminde meydana gelen ve “Küçük Kıyamet” denilen deprem de dahil olmak üzere evet her deprem sonrası binlerce usta getirtilerek yıkımın yaraları bir nebze olsun sarılabiliyordu. 
Şehir yeniden inşa ediliyordu ama “Allahtan gelene itiraz edilmez” denilerek yeterli dersler çıkarılmıyordu. Nedenleri yeterince sorgulanmıyordu. 
Oysa depremin bir adı da “hareket-i arz”, yani yerin, toprağın hareketiydi. Bu hareketin neden oluştuğunu sorgulayanlar yok muydu, elbette vardı.

1509 yılında meydana gelen o büyük depremin ardından II. Beyazıt’ın depreme karşı önlem olarak, yerin altında biriken gazı, yerin üzerine vermek amacıyla 400 civarında deprem kuyusu açtırdığı söylenir. Bu kuyulardan günümüze kadar gelebilen birkaçının suyunun da olmadığı ve halk arasında ‘dilek kuyusu’ olarak adlandırıldığı bilgisine sahibiz. (4)

Yine 1894 yılında meydana gelen deprem sonrasında II. Abdülhamid’in biri Yıldız Sarayı bahçesine, diğeri İstanbul Rasathanesi’ne konulmak üzere son sistem iki sismograf cihazı alınmasına karar verdiği bilinmektedir.

Ancak öte yandan bilimsel her türlü gelişmeye karşı olan çok güçlü ve gerici, yobaz, dindar görünümlü bir cephe vardır. Ve bunlar çoğu zaman şeyhülislamlık makamını da kullanarak padişahlar üzerinde son derece etkin olmuşlardır. Nitekim 3. Murad döneminde 1576 yılında müneccimbaşı Takiyüddin’in üstelik bizzat padişahtan aldığı on bin altın ile Tophane sırtlarında kurduğu rasathaneyi yıktırmışlardır.

Takiyüddîn'in en büyük destekçisi olan Sadeddin Efendi, zamanın şeyhülislâmı Ahmed Şemseddin Efendi ile bozuşunca, şeyhülislâm saray kadınlarının da desteğini alarak rasathanenin günah olduğunu ve "gökyüzünün sırlarını bulmaya çalışan devletlerin hepsinin battığını” söyleyerek padişahı ikna eder. Üçüncü Murad’ın da "Derhal Yıkıla!" buyruğu üzerine Kapdan-ı Derya Kılıç Ali Paşa, Takiyüddîn'in rasathanesini 1580 yılında bir gecede yerle bir eder.(5)

Evet, rasathanenin yıkılmasının sebebi böyle anlatılır ama bazı tarihçilere göre de, İstanbul’daki bir depremden sonra halk ayaklanmış ve depremin rasathane yüzünden olduğunu söylemişlerdir. 
Sarayın önünde büyük gösteriler olmuş, bunun üzerine de 3. Murat, denizden top atışı ile rasathaneyi yıktırmak zorunda kalmıştır. Osmanlı devletindeki bilimsel çalışmalara büyük darbe vuran bu olaydan tam 287 yıl sonra ancak 1867’de yeni bir rasathane kurulabildiğini de bu arada hatırlatalım. (6)

Tekrar Portekiz’de yaşananlara dönersek bu büyük yıkımdan nasıl kurtuldu ve kurtarıcısı kim di, nasıl bir yöntemle ülkeyi ayağa kaldırdı, yazımızın başlığını oluşturan söz hangi ortamın ruh haliyle söylenmişti gibi konulara da yazımızın dördüncü ve son bölümünde bakacağız. (7)

Dostlukla.

1-"Poeme sur le desastre de Lisbonne" (Lizbon Felaketi Şiiri) 2- Jean-Jacques Rousseau: ‘’İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma’’.Say Yayınları / Düşünce Dizisi, 2001)

3- Yazara göre özel mülkiyet, toplumdaki ahlaksal çöküntünün başlıca nedenidir. Bu çöküntüye de mülkiyet edinme hırsı neden olmuştur. Bu hırs ve tutkunun körüklediği yozlaşma ise, yoksulun zengine daha da bağımlı hale gelmesine ve onun köleleşmesine sebep olduğunu savunur. Özgürlükten vazgeçmenin, insan olmaktan çıkmak anlamına geldiğini vurgulayan Rousseau, ‘’Toplum Sözleşmesi’’ adlı kitabında insanın ancak toplum içinde özgür olabileceğini savunur. 
4- http://www.haberekspres.com.tr/…/depreme-ii-bayezid-cozumu-…Aslında deprem kuyuları fikri İstanbul için yeni değildi. Bu tarihten neredeyse 1000 yıl daha önceki bir dönemde Ayasofya’nın yapımında bu teknik uygulanmıştı. İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Çiğdem Özkan Aygün, Ayasofya'da zeminin altında su sistemleri bulunduğunu açıklamış ve şöyle demişti:

"Ayasofya'da tam sekiz adet kuyunun varlığını saptadık. Bunların tamamını inceleyeceğiz. Ancak, kuyuların bir bölümü çok dar, bu nedenle hepsine teker teker inmemiz mümkün değil. Şu ana kadar iki kuyuya indik. En geniş olan bu kuyularda bile zorlanıyoruz. İlk kuyunun ağzı sadece 44 santimetre, derinliği ise 11 metre. Kuyunun ilk 1 metre 15 santimetrelik bölümü tuğla ile örülmüş. Sonraki bölüm ise kayaya oyulmuş. Dibinde ise henüz tam olarak ölçümünü yapmadığımız balçık tabakası var."

5-Bu konuyla ilgili daha geniş bilgi edinmek için Murat Bardakçı’nın HABERTÜRK Gazetesindeki 28.08.2009 şu yazısına bakılabilir. https://www.haberturk.com/…/221164-istanbulun-ilk-rasathane…#

6-Depremle ilgili ilk ciddi çalışma ise, İkinci Abdülhamid döneminde olmuştur. 1894 depremi sonrasında başında Atina Rasathanesi Müdürü D. Eginitis ve İstanbul Rasathanesi Müdürü Coumbary ile müdür muavini Emile Lacorine'ün bulunduğu ekibe geniş bir deprem raporu hazırlattırmıştır. Bu rapor, şehrin bulunduğu oynak zemin ve tedbirler hakkında net bir fikir veriyordu.
Padişaha rapor verenler arasında bulunan Legofet adındaki bir uzman, İstanbul'da meydana gelen afetler hakkında bir de liste sunmuştu. Listeye göre 366 ile 1509 yılları arasında şehirde 55 deprem olmuş ve bunların bir kısmı aynı yıl içinde tekrarlanmıştı 
7- Yazımızı hazırlarken çeşitli internet sitelerinde konumuzla ilgili yazılardan ve notlardan yararlandığımızı belirterek bunların bazılarının bağlantı adreslerini ilk yazımızda dipnot olarak vermiştik. Orada eksik bıraktığımız bazı kaynakları da burada ilave edelim. 
http://www.sehriyar.info/… 
http://www.haberekspres.com.tr/…/depreme-ii-bayezid-cozumu-…

 


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


YUNUS TÜRKÖLMEZ Diğer Yazıları

03 Eylül 2018 - ÖLÜLERİMİZİ YAKACAĞIZ, YARALILARIMIZI TEDAVİ EDECEĞİZ 2*
16 Ağustos 2018 - POSTA KUTUSU ÂŞIK OLUR MU?
29 Temmuz 2018 - ÖLÜLERİMİZİ YAKACAĞIZ, YARALILARIMIZI TEDAVİ EDECEĞİZ” 1*
29 Mayıs 2018 - SEMAVİ EYİCE BENİM HOCAMDI...
18 Mayıs 2018 - LİZBON MÜZELERİNİ VE TARİHİ ANITLARINI GEZMEYE DEVAM
11 Mayıs 2018 - LİZBON'DA SOKAKLAR, APARTMANLAR, MÜZELER VE ARENA…
07 Mayıs 2018 - KAHVE TADINDA TARİH VE SİYASET PORTEKİZ LİZBON’DA…
24 Nisan 2018 - SORUMLULUK
04 Eylül 2016 - "KULELİ VAKASI" 13 EYLÜL 1859
18 Mayıs 2016 - DEVRİMCİ BELEDİYECİLİK VE FATSA ÖRNEĞİ 3
10 Mayıs 2016 - DEVRİMCİ BELEDİYECİLİK VE FATSA ÖRNEĞİ 2
07 Mayıs 2016 - DEVRİMCİ BELEDİYECİLİK VE FATSA ÖRNEĞİ 1*
02 Mayıs 2016 - "TARİH YAZIMI VE TARİHÇİ İLİŞKİSİ"
19 Ocak 2016 - UNUTULMUŞ BİR KÜLTÜR VARLIĞI; ESEDERESİ CAMİİ...
29 Nisan 2015 - POSTANE İŞGALLERİ 6 (SON)
21 Nisan 2015 - POSTANE İŞGALLERİ-5-
14 Nisan 2015 - POSTANE İŞGALLERİ- 4
02 Nisan 2015 - POSTANE İŞGALLERİ- 3
30 Mart 2015 - POSTANE İŞGALLERİ (2)
24 Mart 2015 - POSTANE İŞGALLERİ...
26 Şubat 2015 - SADECE "ALDIRMA GÖNÜL" DEMEMİŞ...
06 Şubat 2015 - SARAY’IN MALİYETİ’Nİ BİLMEYEN MALİYE BAKANI (!)
27 Aralık 2014 - RÜŞVET VE YOLSUZLUK GELENEĞİ BİR OSMANLI MİRASI MI?
18 Aralık 2014 - DOĞU - BATI AYRILIĞI "SKİZMA"
23 Eylül 2014 - “BİR’E ÇEYREK KALA KASTAMONU”
15 Eylül 2014 - HAMASİ NUTUKLAR MI GERÇEKÇİ YOKSA BU RAKAMLAR MI?
22 Mayıs 2014 - “KAYIRMA VE YAĞMA SİSTEMİ”
01 Nisan 2014 - İSTEKLİ OLMAK VE BAŞARMAK
15 Mart 2014 - CHP BAŞAKŞEHİR’DE İKTİDARA KOŞUYOR
07 Mart 2014 - TELEFONUN ÜLKEMİZE GİRİŞ ÖYKÜSÜ VE İLK İMTİYAZ...
01 Mart 2014 - OSMANLI DÖNEMİNE AİT BİR ÖZELLEŞTİRME DENEYİMİ-POSTA TEŞKİLATININ ÖZELLEŞTİRİLMESİ
05 Şubat 2014 - TALİMATLI SORUŞTURMALAR
22 Ocak 2014 - HAŞGEŞ YA DA HAŞHAŞİN TARİKATI
16 Ocak 2014 - ZAMANLAMALAR MANİDAR
13 Ocak 2014 - BÜROKRASİ YOZLAŞIRSA.
10 Ocak 2014 - ARADA BİR...
07 Ocak 2014 - KARABORSACI BİR TACİRE BİR FİSKE
23 Aralık 2013 - HALK VE KAMUOYU YOLSUZLUKLARDA DUYARLI OLURSA
19 Aralık 2013 - ULUSLARASI ÇALIŞMA ÖRGÜTÜ: ILO
12 Aralık 2013 - SOĞUK HAVA, BUZ VE İSTANBUL BOĞAZI
29 Kasım 2013 - DERSANELERİN GEREKLİLİĞİ YA DA GEREKSİZLİĞİ
25 Kasım 2013 - SARIGÜL’ÜN ESENLER ZİYARETİ VE ZABITA ENGELİ
15 Kasım 2013 - İKİ PTT MEMURUNUN HAZİN HİKÂYESİ.
04 Kasım 2013 - KANUNİ NE ZAMAN YAŞADI?
04 Ekim 2013 - KESİNTİLİ YA DA JOPLU EĞİTİM
16 Temmuz 2013 - GEZİ DİRENİŞİNDEN YANSIMALAR
03 Temmuz 2013 - MEDİPOL MEGA HASTANELER KOMPLEKSİ ÇİLESİ
07 Mayıs 2013 - İKTİDAR BASKISI VE YEREL YÖNETİMLER...
09 Nisan 2013 - PTT ÇALIŞANLARININ MÜCADELE TARİHİNDEN-2-
28 Mart 2013 - PTT’DE GREV...
28 Şubat 2013 - 28 ŞUBAT VE SİVİL SİYASET
15 Şubat 2013 - YOKSULLUĞU KULLAN İKTİDAR OL, YOKSULLUĞU YÖNET İKTİDAR KAL
21 Ocak 2013 - “İTHAL İŞÇİYE İŞ, BİZİM İŞÇİYE DAYAK”
17 Ocak 2013 - MEHMET EMİN RAUF PAŞA VE KALLAVİ SİYASETİ
01 Ocak 2013 - ALDATMAK YA DA KANDIRMAK 2
11 Aralık 2012 - OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA YABANCI POSTALAR VE ÜLKEYE ZARARLARI
29 Kasım 2012 - OSMANLI DÖNEMİNE AİT BİR ÖZELLEŞTİRME DENEYİMİ
26 Kasım 2012 - ALDATMAK YA DA KANDIRMAK 1
19 Eylül 2012 - KUSURSUZ SORUMLULUK YA DA İSTİFA SORUMLULUĞU
28 Temmuz 2012 - "ÖNCELİĞİMİZ YOKSULLUĞU PAYLAŞMAK OLMAYACAK”
11 Temmuz 2012 - RANT İÇİN DEĞİL HİZMET İÇİN YEREL YÖNETİM. YEREL YÖNETİMLERDE YENİDEN DÜZENLEME 2
02 Temmuz 2012 - SURİYE’YE YUKARIDAN BAKMAK 2
07 Haziran 2012 - YEREL YÖNETİMLER "YENİDEN DÜZENLEME ÇALIŞMALARI" - 1
02 Haziran 2012 - SURİYE'YE YUKARIDAN BAKMAK-1
18 Mayıs 2012 - TARİH TEKERRÜR EDER Mİ?
02 Mayıs 2012 - YEREL YÖNETİM TARİHİNDEN BAZI NOTLAR 3
23 Nisan 2012 - YEREL YÖNETİMLER TARİHİNDEN BAZI NOTLAR–2
21 Nisan 2012 - KORKULAR UÇURUMU
14 Nisan 2012 - YEREL YÖNETİMLER TARİHİNDEN BAZI NOTLAR 1
13 Nisan 2012 - 28 ŞUBAT VE SİVİL SİYASET
10 Nisan 2012 - YOKSULLUĞU YÖNETMEK BAŞARI MIDIR?
KÖŞE YAZARLARI
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
ARŞİV
..
SİZ DE YAZIN-YAYINLAYALIM!
HABERE DEĞER "ESENLER VE ÜLKE" YE DAİR KONULARI,GERÇEKLERİ,  
yerelgazeteci@hotmail.com,
esenlertime@hotmail.com,

E-MAİL ADRESLERİNDEN
GAZETEMİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ...
EN ÇOK OKUNAN
Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
FOTO GALERİ
RADYO

TAKVİM
BU GÜNKÜ GAZETELER
FACEBOOK-BEĞEN
HABERLER