Ana Sayfa > Site Yazarları

HAKKI TAŞDEMİR - esenlertime@hotmail.com
BU ŞEHR-İ SİTANBUL Kİ (4 VE SON)
28 Eylül 2018 - 122 okunma

BU ŞEHR-İ SİTANBUL Kİ (4 VE SON)
 

GÜNÜMÜZÜN İSTANBUL’U VEYA HARAMİLERİN SALTANATI 

İstanbul bugün hem vahşi bir işgale hem de eşi görülmemiş bir ihanete maruz bulunmakta nerede ise tam 40 yıldan beri. 1980 yılında 2400000 idi İstanbul nüfusu günümüzde 15000000 üzerinde bir insan ömrünün yarısına sığacak zaman diliminde 5,5 kat nüfus artışı. Eşi emsali var mıdır? Sanmam.(Gerçi bu artışta siyasi çıkarlar uğruna Çatalca, Silivri, Şile, Tuzla, gibi uzak ilçelerdeki nüfusun kent nüfusuna eklenmesinin de payı var ama bu pay pek de önemli değil.) Nüfus böylesi görülmemiş bir oranda artarken yerleşim alanı da 20 kat büyüdü. Ancak bu büyüme sadece yatay büyümeyi kapsamakta.

Dikey büyümeyi ölçecek veri bulunmadığı için yerleşim alanında gerçekleşen büyümeyi doğru bir biçimde belirlemek olanaksız şimdilik. Bu büyüme Yeni semtler, mahalle ve hatta ilçeler yaratırken kentin nefes alınacak alanlarının daralmasına ve hatta yok olmasına yok açtı. Başakşehir, Esenler, Esenyurt, Habipler, Arnavutköy, Hadımköy, Gülsuyu , Esenyurt, Armutlu, Seyrantepe, Çekmeköy, Sultanbeyli, Sultangazi vb. yerleşim alanları bu şekilde doğdu. Hamidiye suyu ve Kayışdağı suyunun (İstanbul’un önemli kaynak suları idiler) yeryüzü ile buluştuğu yerler apartmanlarla doldu. Verem hastalarına temiz havası ile şifa veren Yakacık da bu gelişimden nasibini aldı. 

Ülke nüfusunun yaklaşık beşte birinin yaşamaya mahkûm edildiği kentin kaynakları bu kalabalığa yetmedi elbette. Dereler kurudu göller sığlaştı. Deniz bile lağıma dönüştü adeta. Bugün İstanbul önüne gelen her şeyi yutan bir canavar azmanıdır artık. 

Bu olağandışı göçün işsizlik sorununu da dev boyutlara çıkaracağı açıktı. Nitekim öyle oldu. Günün birinde bir işe girebilme umudunu bile yitirmiş yığınlarla dolu artık koca şehir. 

Bu gelişmenin ekonomik ve asayiş boyutları da olacaktı elbette. Gündelikçilik yaygınlaştı. Beraberinde “informal sektör” dediğimiz devasa bir sektör ortaya çıktı. Yüzbinlerce insan her türlü güvence ve gelecek garantisinden yoksun olarak ev işleri, meze yapıp market ve lokantalara satma, takı üretimi, dantel, oya örgü vb. işleri yapıp ayakta kalmaya çalıştılar. Bunu bile yapamayanlar ise mendil, kalem, su vb. satışı, olmadı dilencilik yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar yaşamlarını sürdürebilmek için. 

Evet yeni gelenler kente uyum sağlayamadılar, hatta İstanbul kültürünü kendi kültürleri ile ikame etmek istediler. Şehrin değişik yörelerinde kendi yörelerinden göç etmiş diğerleri ile birlikte gettolar kurdular. Dayanışma amaçlı dernekler oluşturdular. Anadolu’nun her köyünden gelen göçmen ve her köyün en az bir derneği var artık kentte. Biraz parası olanlar da yanmış et (ciğer de olabilir)satılan dükkânlar açıp bu durumun pekişmesine katkı yaptılar. Zeytinyağlıları, ev yemeklerini ve İstanbul mutfağının sembolü olmuş yemekleri yapan lokantaların yerini kebapçı ve lahmacuncular aldı. İstanbul türkülerinin yerini de Kürtçe melodiler almaya başladı kimi müzikli mekânlarda. 
Evet İstanbul kültürü yok oluyor günden güne. Yeni gelenler hınçla tahrip ediyorlar bu kültürü. Bunlar doğru. Doğru da bu insanların İstanbullu olmalarını sağlayacak politikalar üretilip onlara bu şehrin insanı gibi yaşama olanağı sağlanabildi mi acaba? ne dersiniz?

Ben bazı semtlerde ortaokul çağına gelmiş olmalarına karşın bir kez bile boğaza gidememiş pek çok insan tanıdım örneğin. 

Evet, yeni gelenler tahrip ettiler İstanbul’u ancak ayakta kalabilmek için başka şansları var mı idi?
Bugün kapkaç, hırsızlık, taciz, tecavüz vb. eylemlerin kaydını bile tutmak çok güç şehirde. O kadar sık karşılaşılıyor yani. Peki bu eylemlerin nedenlerini araştırmaya ve elde edilen bulgulardan yararlanarak bahse konu eylemleri yok etmeye yönelik bir çalışma var mı?

Aslında kent kültürünün yok edilmesine yönelik çabalar bilinçli bir politikanın ürünü. Kentin geçmişi ile tarihi ile bağlarını koparmak isteyen ise yeni göçmenler değil, neoliberal düzen. Bu düzen devasa yollar köprüler metrolar ve havalimanları yarattı. Ulaşımı kolaylaştırmak gibi ulvi (!) bir gerekçe ile. Binek aracı edinmek kolaylaştırılınca her yıl yüz bin dolayında otomobil ve motosikletin satıldığı bir pazar oldu burası. Kentin sınırlı toprağı artan nüfusla beraber olağanüstü değer kazandı. Gecekondu mahalleleri apartmanlarla doldu. Yetmedi, bağı bahçeyi yok edip konut yaptılar. Gecekondu zenginleri türedi ama esas doruk noktasına Maslak Gökdelenleri ile ulaşıldı. Aşırı göç ve artan nüfus karşısında neolliberal politikaların ürettiği çözümler yeni inşaatları, yeni AVM leri gerektirdi. Bugün dünyada en fazla AVM ye sahip kent İstanbul. Toprak azalınca evler küçüldü. Kentsel dönüşüm bahanesi ile üretilen konutlar yaklaşık 50-60 mertekare Fikirtepe denilen yerde. 

AVM den alışveriş edip gıda maddeleri ihtiyacını pazar yerine marketten karşılayan, 50-60 metrekareye sıkışmış hayatlarında dünya cennetini hayal eden insanlar yarattı neoliberal düzen. Bu düzenin istediği insan profilinin kentin geçmişi ile, kültürü ile bağı olmaması gerekiyordu. Bu nedenle kent kültürünün bilinci olarak tahrip edilmesine göz yumuldu hatta teşvik edildi. İstanbullular yeni İstanbul’a yabancılaştı yeniler ise yabancısı oldukları kültürü tok etmek için gönüllü çalıştılar. 

Bu karmaşık düzende neoliberal haramiler kendi saltanatlarını sürdürüp servetlerine servet kattılar. 

Ancak bu günler geçici. Nice işgaller nice ihanetler gördü İstanbul. Asla yıkılmadı ve kendisini yıkmak isteyenleri yok etti sonunda. 

Yine öyle olacak. İstanbul yaşayacak Ayasofyası, Süleymaniyesi, Hemdat İsraeli, Saint Antoine ve Surp Hreşdagabeti ile İstanbul yaşayacak Haliçi, parkları, boğazı ve lakerdası ile İstanbul yaşayacak onu İstanbul yapan tüm değerleri ile. 

Haramiler gidecek. Haramilerin saltanatı yıkılacak. İstanbul yine bizim olacak...


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


HAKKI TAŞDEMİR Diğer Yazıları

24 Eylül 2018 - BU ŞEHR-İ SİTANBUL Kİ (3)
18 Eylül 2018 - BU ŞEHR-İ SİTANBUL Kİ (2)
16 Eylül 2018 - BU ŞEHR-İ SİTANBUL Kİ (1)
12 Eylül 2018 - YOAKİMİON KIZ LİSESİ
04 Eylül 2018 - İSTANBUL’A DEĞEN İLK KADIN ELİ: KRALİÇE THEODORA (2)
03 Eylül 2018 - İSTANBUL’A DEĞEN İLK KADIN ELİ : KRALİÇE THEODORA (1)
28 Ağustos 2018 - MEYHANE KÜLTÜRÜ
24 Ağustos 2018 - İSTANBUL’DA F. KÜLTÜRÜ
01 Ağustos 2018 - İSTANBUL'UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 10- SOKAK SÜTÇÜLÜĞÜ
31 Temmuz 2018 - İSTANBUL'UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 9-SOKAK YOĞURTÇULUĞU
30 Temmuz 2018 - SEVDA TEPESİ, 29 TEMMUZ VE BEN
29 Temmuz 2018 - İSTANBUL'UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 8- BİLEYİCİLİK
27 Temmuz 2018 - ​İSTANBUL'UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 7- HALLAÇLIK
24 Temmuz 2018 - İSTANBUL'UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 6- KALAYCILIK
22 Temmuz 2018 - İSTANBUL’UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 5- MACUNCULUK
20 Temmuz 2018 - ​FAYTON MESELESİ-2
18 Temmuz 2018 - ​FAYTON MESELESİ-1
16 Temmuz 2018 - İSTANBUL’UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 4-PEREMECİLİİK (SANDALCILIK)
14 Temmuz 2018 - CHP
12 Temmuz 2018 - İSTANBUL'UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 3-ŞARKI SÖZÜ SATICILARI
10 Temmuz 2018 - SAĞLIKTA ÇAĞ ATLADIK :) (2)
08 Temmuz 2018 - ​SAĞLIKTA ÇAĞ ATLADIK : (1)
06 Temmuz 2018 - İSTANBUL’UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ 2- BOHÇACILIK
04 Temmuz 2018 - İSTANBUL’UN KAYBOLMUŞ MESLEKLERİ (1)
KÖŞE YAZARLARI
ÜYE PANELİ
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
ARŞİV
..
SİZ DE YAZIN-YAYINLAYALIM!
HABERE DEĞER "ESENLER VE ÜLKE" YE DAİR KONULARI,GERÇEKLERİ,  
yerelgazeteci@hotmail.com,
esenlertime@hotmail.com,

E-MAİL ADRESLERİNDEN
GAZETEMİZE ULAŞTIRABİLİRSİNİZ...
EN ÇOK OKUNAN
Video Galeri
EN ÇOK YORUMLANAN
FOTO GALERİ
RADYO

TAKVİM
BU GÜNKÜ GAZETELER
FACEBOOK-BEĞEN
HABERLER
<